ZENGİNİN AKBİLİ

ZENGİNİN AKBİLİ

istanbulkart-2

İstanbul gibi metropol şehirlerde yaşamlarının nasıl geçtiğini ve nasıl insanların yaşamları olduğunu bir çoğumuz bilemeden yaşar tüketiriz.

İstanbul çok çok fakir insanları da bulundururu bünyesin de ve başka hiçbir yerde göremeyeceğiniz minti milyonerleri de. Ne zengin fakirin farkındadır pek, nede fakirin zengin. Her insan sanki kendine biçilmiş bir yaşam hikayesini yaşamak için bir şeyler yapıp gider bu şehirde. Belki de birbirinin farkında olsaydı bu insanlar daha yaşanır olurdu şehir.

Zenginin parası züğürdün çenesini yorar” ata sözüne örnek olacak bir hikaye anlatacağım size. Biraz çenemiz yorulsun diye.

Geçenlerde ülke adı vermeyeceğim İstanbul’a ziyarete gelen bir Avrupa devletinin şehircilik bakanı ile yine başka bir Avrupa devletinin Cihangir yokuşun da bulunan konsolosluğunda bir davete gittim.

İçerisi zenginlik kokan, beyaz perdede dünyanın en lüks otomobillerinin logosunun yansıdığı bir ortama girmiştim. Önden iki sıra protokol’e ayrılmıştı. Bende ikinci sıraya yerleştim. Birinci sıra dolmuş ama ikinci sıra dolmamıştı. Arka sıralar tamamen dolu zaten belli sınırlı sayıda davetlinin olduğu bir etkinlikti.

Ön sırada protokollerin arkasında kredi kartı gibi bir şey yerde duruyordu, dikkatlice baktım. Tekrar baktım.. İçimden.

  • Yok ya değildir
  • Hadi canım değildir
  • Ama o be valla o her gün kullandığından
  • Gerçekten ona benziyor tanıdık dost bu

Eğildim yerden aldım ve yüzünü çevirdim. İstanbul Büyük Şehir Belediyesinin toplu taşıma için sattığı “İstanbul Kart” (Eskiden Akbil) değil mli?

Ne yapacağımı bilemeden şöyle bakındım, o sırada görevli gençlerle göz göze geldim ve onlara dönerek gayri ihtiyari “bu kimin diye de sorulmaz ki şimdi” dedim. Gençlerden biri valla sorulmaz dedi bir kahkaha attı sessizce diğeri de içi dolumudur onun dedi.

Çaresizce kartı ceketimin iç çepine koydum.

Birkaç saat sonra Eminönü’nde çok güzel bir lokantada heyet olarak yemek yedik ve ben heyetten ayrıldım. Otobüs durağının yolunu tuttum. Tam İstanbul kartımı çıkarıp basacaktım ki aklıma geldi. Hemen ceketimin cebine gitti elim. Çıkardım bastım.

Dit dit gulu gulu ses çıkardı ve rakam yazıldı.

Kalan bakiye: 82 TL

Bir kez daha anladım ki hayat adil değil, hayat ve yaşam hakkı hiçte eşit değil, gelir düzeyi de hiçte birbirine yakın değil.

Fakir 5 TL 10 TL doldurup ay sonunu getirirken, zenginin Akbil’i de zengin.

Birazdan bu yazımı yazıp gazeteye mail attıktan sonra çıkıp biraz dolaşacağım. Zenginin Akbil’ine Dit dit gulu gulu ses çıkardıracağım.

Fedai Çakır

25 Niasan 2016, İstanbul

 

balilebetty

Bir cevap yazın